7 Kasım 2012 Çarşamba

İnsanı ne insan yapar?

Gündelik hayatımızda olsun internet aleminde de olsun ırkıyla, diniyle, cinsiyetiyle hatta ten rengiyle bile övünen insanlar var. "Ne mutlu ki Müslümanım" veya "Ne mutlu ki Türk'üm" demek boştur. Bu vasıflara sahip olman sadece bir rastlantı sonucudur. Diyelim ki Hristiyan bir anne babadan doğmuş Alman bir çocuk olsaydın sana öğretilenlerle "Ne mutlu Hristiyanım" veya "Ne mutlu Alman'ım" diyecektin. Varmak istediğim nokta insan şans eseri meydana gelen şeylerle büyük bir övünç duyup hayatını bunların üzerine kurmamalıdır. Sonuçta bunlar çevre faktörlerinin bize sağladığı öğretilerle duyduğumuz kıvançlardır. Asıl duymamız gereken kıvanç konuları ise dürüstlük, dostluk, saygı, saygınlık, yardımseverlik gibi insani duygularla sınırlandırılmalıdır. Çünkü çok az insan bu öğretileri gelecek nesillere tam anlamıyla aktarır. Kişi eğer hiç kimsenin baskısı altında kalmaksızın atıyorum dürüstlüğünden vazgeçmezse o zaman kendisiyle gurur duymalıdır. Geriye kalan şeyler ise hayatın diğer parçalarıdır. Bu parçalar da kişinin yalnızca kendisini etkiler; insanlar arası ilişkilerde ana rolü üstlenmemelidir. "İleride evleneceğim kadın ille de Müslüman" olacak yerine insani değerlere sahip bir eş adayı aramak yegâne mantıklı hamle olacaktır. Dinin öğretileri de insani değerlerin önemini vurgulamakta lâkin din bu öğretilere sahip diye her inananda bunların var olacağı sonucunu hiçbir şekilde çıkaramayız. Din adına ne savaşlar ne katliamlar döndü aynı şekilde ırk adına da neler döndü. Bunlara rağmen hala bu değerleri insani değerlerin önüne koyuyoruz. Uzun lafın kısası;

Bir insan;

"Ben müslümanım, türk'üm, beyaz tenliyim, erkeğim" şeklinde övünmek yerine,

"Ben dürüstüm, kimsenin varlığında gözüm yok, çevremdeki insanlara saygılı ve aynı şekilde saygı gören biriyim, zor durumdaki insanlara elimden geldiğince yardım ederim ve bunu kimsenin gözüne sokmam" şeklinde övünmelidir. Hakikat bunlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder