Eski zamanların daha iyi olduğuna dair çoğu kişinin ortak bir kanısı var. Bu konuyu irdelediğim üçlemenin son bölümüne geldik. Burada "Eski"nin tadını damaklarda bıraktırmayacak nitelikte bir güncel yaratabilir miyiz onun hakkında fikir yürüteceğim. Bize "Eski"yi özleten şeyler daha evvelki yazılarımda da belirttiğim üzere; değerlerimiz, insan yapısı, eğitimimiz, huzur başlıkları altında sıralanıyor. Elimizdeki bu sorunları çözüme ulaştırmaya çalışmadan evvel bazı engelleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Hızlıca gelişen ve daha tam adapte olmadan içine balıklama atlayan halkımız.. Sanırım teknoloji konusu sindirilmesi gereken bir şey. Sonuçta şu anda yaşayan nesillere baktığımız zaman yaşlı nesil hiç teknoloji görmemiş ve bir anda ortaya çıkan teknolojiyi yadırgamakta ve anlamakta güçlük çekmekte, orta nesil teknoloji konusunda oynar başlı jilet görevi görüyor yani ortanca nesil hem teknolojiyi hem de teknolojisizliği de yeterince yaşadı ve bu konu hakkında insanlar fikir ayrılıklarına sahip(kimisi iç içe yaşarken teknolojiyle kimisi sevmez, benimsemez kimisi de olsa da olur olmasa da olur halinden memnundur), yeni gelen nesil ise teknolojik bolluğun içinde gelişiyor. Teknolojik manada bilinçli toplum olmamız yeni nesilin ileride nasıl çocuk yetiştireceklerine bağlı. Bu konuda yeni nesilin tamamı adına konuşmak ne yazık ki mümkün değil ama ileride günümüzden daha bilinçli bir hale geleceğimiz aşikârdır. Lakin tüketici topluluk damgasını daha küçük yaşlardan yiyecek olan çocukların ebeveynleri olacak ilerinin büyükleri şimdinin yeni nesilleri eski arayışına gireceklerdir(uzun bir zaman aralığından bahsediyorum aslında). Bu nedenledir ki küresel bir çözüm arayışına girmek lazım amma ve lakin bu da beni aşar malumunuz sistemin çarkları devletlerden de değil para babalarından soruluyor onlar en zorda kaldıklarında bile öyle bir çözüm üretirler ki tüm çözümlerimizi çürütürler(büyük konuşmamak da lazım ileride ne olacağı belli mi olur).
Gelelim değerlere... Çabuk ulaşılan bilgi, çabuk halledilen iş çok da hafızada yer etmez çünkü hafıza yeni gelecek olan bilgi ve işlere hazır halde bulunmak ister. Ama eskiden "emek" adı verilen değer vardı. Bu değerle beraber oluşturduğunuz şeyler hafızanızda yer eder ve sizi yüceltirdi. Hızlı değildi hatta çok yavaş olduğu da söylenebilirdi ama o "bitiş" duygusu yok mu.. Şöyle bir örnek günümüzde okul ödevleri wikipediadan copy-paste şekilde yapılıp en zahmetli iş printer'dan kağıdı almak şeklinde gerçekleşirken biraz daha eskiden tek tek kağıtlara kalemle yazılar yazıp, belki de tek bir yazım hatası için kağıdı çöpe attığın emek, dikkat isteyen ödevler yapılırdı. Hee haklarını yemeyelim hala öğrencilerine emek ve sorumluluk duygularını aşılamak üzere emek isteyen usülden ödevleri yaptıran öğretmenlerimiz var ama "hazırcılık" kavramının hızlı bir şekilde yerleştiğini de unutmamak gerekiyor. Hazırcılıkla edinilen bilginin değeri yoktur bilgiye sadece o an işe yaradığı için olabildiğince kolay yollardan erişilir ve sonucunda bilgi kullan-at nesnesi vazifesi görür. Ama eskiden tek bir bilgi için kütüphaneler arşınlanır, kitapların arasında kaybolunurdu ve her bilgi değer arz eder ve zihinde yer tutardı. Şimdiyse zaten her şeyin elinin altında olması kompleksinden yola çıkarak bilgi edinimi konusunda ve bir şeylere emek harcama konusunda eksiklikler var. İleride teknolojinin daha da ilerlemesi her şeyi daha da kolaylaştıracak, hızlandıracak, el altında bulunduracak ve HAZIR HALE GETİRECEK. Buna dair çözüm olarak teknolojiyle ulaşılan bilginin kesin bir doğru olmadığı gerçeği kabullenilmeli öncelikle. Malumunuz internet birbirinin kopyası bilgilerle dolup taşıyor ve insana bu doğrudur şu yanlıştır şeklinde bir irade pek sağlayamıyor. İkinci olarak sahip olduğumuz şeylerin bize sahip olmaması gerektiği(tyler durden'a selamlar) bilincini yerleştirmemiz. Bu bilinçle insanoğlu kendini insan yapan vücudunu, zihnini kullanmaya itecek, hazırcılığı sadece lüzumlu anlarda kullanacak ve belki de bisiklet, koşu, yürüyüş gibi aktiviteler ön plana alınıp taşıtların kirli gaz salınımı bir şekilde azaltılacak(benzin zamlarına da selam olsun).
Eğitim derin konu bu yüzden apayrı bir yazı konusu olabilir. Uzatmadan çözüme geçmek gerek. Eğitimde öncelikler belirlenmeli, ezbercilik yerine öğretici tutum sergilenmeli, kişinin kişisel becerilerine yönelik gelişmelerine yardımcı olmalı, kesinlikle ve kesinlikle at yarışlarına katılacak atlar değil bilgi ve beceri denetleyen sınavlara katılacak öğrenmeye aç, objektif nesiller yetiştiren kaliteli bir öğrenim kadrosu bulunmalı.
Sonuçta ise kendimize taşlama yapmamız gerektiğine inanıyorum. Gerçekten duyuluyor sağdan soldan eskiden ne kadar daha iyiydi şeklinde. Eee peki çalışman nererede çözümün nerede? Eğer halk gerçekten bir özlem duysaydı sesini duyurmak için yöneticilere bütün yollara başvururlardı ama göremiyoruz böyle bir şeyler.
"Eski"nin daha iyi olması konulu yazı dizisini burada sonlandırıyorum...evet..nokta.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder