Gönül istemez mi sakin bir sahil kasabasında güzel eşinle beraber yaşayıp, balıkçılıkla ilgilenmek veya istemez mi insan kafasını meşgul eden karmaşık meseleler olmadan hayatı tatil tadında gezerek sakince yaşamak kimisi için de değil midir uğraş vermeden güçlü bir işyerinin başına geçip güzel bir maaşla geçinmek.. Beni mutluluğa götüren şey ise hayal dünyamdaki o karlarla örtülü zeminde, şömineli kat kat evimin içinde ileride hayatımı birleştireceğim insanla güzel vakitler geçirmek, av için hazırlık yapmak ve şöminenin evinde güzel bir kitap okumak. Bu hayal güçlü bir meditasyon etkisi yaratıyor bende.
Hayatın gerçeklerine döndüğümüzde pek hayal gücümüzün yarattığı o eşsiz malzemelere benzemeyen hatta en uzaktan bile alakası olmayan kötü gerçeklik tüm sinsiliğiyle sırıtıyor yüzümüze karşı. Gerçekliğe uyarak "sınavlı eğitime hayır" demek yerine "sınav olacak abi ne yapılabilir başka" fikrinden düstur alarak üniversite sınavları hakkında birkaç şey yazmak istiyorum. Ben ilk senesinde bazı sebeplerin etkisi altında yeterince çalışmamış ve istediği yeri kazanamadığından dolayı ikinci senesinde tekrardan bu sınavlara hazırlanan bireyim. "Bir yılıma gitti yazık oldu" yerine ileride icra etmek istediğim meslek için atacağım ilk somut adıma bir doğru düzgün sene daha ayırdığımı düşünüyorum. Gelgelelim olur da bu sene talihsizlik olur kazanamazsam "suç tamamen bana aittir hakim bey üstleniyorum ve duruma göre tercih yapacağım" moduna gireceğim de bir gerçek. Fakat gerçekten çalıştıktan sonra böyle bir durumla karşılaşmam çok zor. Uzunca bir süre aileme yüklenmemek adına dershaneye yazılmak yerine kendimin çalışacağını söyledim. Bir süre sonra baktım olmayacak(Bir ay kadar süre sonra) ailemin de isteği ve desteği üzerine dershaneye kayıt oldum. Bu düzen özellikle sayısal öğrencisi olan şahsım için şart. LYS, YGS'den daha önemlidir derler. Evet puan hesaplamada öyle ama YGS'nin sağladığı çalışma şevki dolayısıyla iyi bir yer kazandırma paydası LYS'den çok daha fazla bana göre. Hee her iki bölümü de YGS'den evvel çoğunlukla bitirmiş kişi için pek sorun olmaz ama "ygs is coming" şeklinde YGS'yi zihinden çıkarmayarak yapılan çalışmalar ilk gelen tehlikeye yönelik olduğundan kişiyi YGS sonrasındaki sonuç önemli ölçüde etkileyecektir(geçen yıl beni etkilediği gibi). Bunların tersi durumlar olabilir ama kendi adıma tek gerçekliğin bunlar olduğunu söyleyebilirim. Kazanmak için netice; Düzenli çalışmak ve inanç kelimelerinden geçiyor. Yeteri kadar deneme çözen, olabildiğince kalabalık ortamlarda gerçek sınav simülasyonu yapan kişide zaten heyecan tarzı sorunlar olmaz. Bu sebeple olabildiğince sınavı simüle edeceğim. Gerisi çalışmak ve inanmak zaten.
Sınavsız eğitim konusuna dönecek olursak öncelikle sınavsız eğitimin yerine konulacak sistemi düşünmek gerekir. Okul notlarıyla üniversite mi? Pak bir durum değil parayla pek çok iş döner. Her yıl sadece sınıf müfredatını alakadar eden sınavlar mı? Dershanelerin ceplerini şişirmekten başka bir şey değil. Herkes yeteneğine göre ayrılsa, istediği bölümlerin derslerini görse ona göre üniversite sınavına girse? Bu komple ezberci sistemin yıkılıp yerine öğrenici sistem getirilmesi demek zaten yüzyıllardır "ezbere hayır" diye çağıranları hiçbir yerine takmaz yöneticiler. Mevcut ama 1-2 yıla TEKRARDAN değiştirilmeye müsait sınav sistemimiz belkide olabilecek en iyisi değil ama ülkemizde olabilecek en iyisi olduğu tartışmaya müsait bile değil. Sınava yönelik olarak şöyle bir şey yapılabilir şahsen aldığım lise eğitiminin sınavla pek ilişik olduğunu söyleyemem. Bu konuda müfredatta düzenlemelere gidilmesi yerinde olabilir. Sonuçta düzeltilecek binlerce şey var eğitim sisteminde ama ne yazık ki olabildiğince göze batanları kotarmaya çalışıyoruz, ne yapalım :(
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder