16 Ekim 2012 Salı

"Eski"nin daha iyi olması

Evet vardır böyle bir düşünce her zihinde. Sık sık herhangi bir şey için "eskiden daha iyiydi" lafını esirgemeyiz. Hakkını yememek lazım istisnalar elbette vardır(istisnalar kaideyi bozm.... oley!!). Sebebini tam olarak açıklayabilecek bir psikolojik metin var mıdır bilmem ama bu konu hakkında açık seçik konuşmak lazım gerçekten. Öncelikle insanların değiştiğini kabul etmeliyiz. Teknoloji yıllar evvel bu kadar içimizde değildi. Biraz da milletimizin her şeyin bokunu çıkarmayı sevmesinden dolayı-ki bunu da değişikliklere bağlamak mümkün- ardı arkası kesilmez bir değişiklik meydana geldi. Sosyal medda adı verilen beyin uyuşturucular sayesinde insanlarda bir takım değişiklikler meydana geldi. Hee bunu ayrıca şöyle de yorumlamak var; insanlar teknolojinin bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda bu denli birbirinden haberdar değildi o yüzden şimdi göze batıyor. Ama bilmiyorum gerçekten insanların birbirlerine sahte yaklaşımlarda bulunması ve her şeyi abartması çok da hoşuma gitmiyor. Gözlemlerime göre yabancılar teknolojiyi daha bilinçli kullanıyor. Bunun sebebi teknolojiyi üretenlerin zaten onların olması da olabilir elbette. Küçük bir örnek verelim; Felix yıllar sonra torunlara bile aktarılabilecek seviyede önemli bir atlayış yaptı. Twitter adlı mekanda hem ülkemiz insanlarının hem de yabancıların olay hakkında yaptığı yorumları inceledim. Ülkemiz insanı her olay akabinde yaşandığı gibi bunu da dalgaya almış. Hem de ne dalga. Saatlerce aynı espirilerin dönmesi, yaratıcı veya hoş sözlerin var olmaması göze çarpan şeyler. Yabancı ülkeden aynı konuya yorum yapan insanları da inceledim. Herkes durumun farkında ve soruları yanıtlanır ümidiyle felix'e bir şeyler sormakta, enteresan bilgiler paylaşmakta ve beyin fırtınası yapmakta, kimisi de Felix'e böyle bir şeyi kendilerine yaşattığı için teşekkürlerine sunmakta. Dalgaya alan kişi sayısı oldukça az. Ülkemiz insanı 9gag'in birazcık yaygınlaşmasını fırsat bilip, şu anda olabildiğince bokunu çıkarmakla uğraşıyor. Bir ara memeler ünlüydü(yok bu o meme değil). Onlar üzerinden artık var ya bir gıdım bile suyu çıkıncaya kadar bir dolu kalitesiz şeyler üretildi. Üretilen bir miktar kaliteli malzeme de alakalı alakasız her yerde kullanılmasıyla kendisinden nefret edilir hale getirildi. Buraya kadar sanırım yeni nesilin her şeyin bokunu çıkarmayı sevdiğini ve insanları etkileyebilmek için bunu silah olarak kullandığını söyleyebiliriz. Hele sosyal medya araçlarında herkesin büyük bir düşünür havasına bürünmesi ve yüzyüze konuştuğunuzda hayatta takınmayacağı tavırları takınması ayrı bir komedi. Gelgelelim "ee bunlardan sanane düdük makarnası. Adam stresini atmak için bu şekilde takılıyor internette" diyenler muhakkak olacaktır. Amacım adamların eğlencesini bölmek değil, varsın gecelere gecelere aksınlar. Sadece insanların bu denli değişime uğraması ve yabancı insanların aksi bir tutumunda bu araçları kullanıp, bokunu çıkardığımız yaptığım tespitler arasında. Teknolojik ürünler hakkındaki insanımızın izlediği adımları maddeler halinde yazarak bu konuyu kapatmak istiyorum;

1- Bir ürün yabancı ülkede moda olur, kullanılır sevilir. Bu ana kadar ortam sakindir herkes güzelce kullanır.
2- Bir şekilde bu ürün ülkemize sonradan yansır.
3- İlk keşfedenler ilk keşfetmiş olmanın gururuyla kulaktan kulağa böyle bir ürünün olduğunu duyurur.
4- İnsanımız orayı tıka basa doldurur.
5- Çılgınlık haline alır sokakta yoğunlukla duyduğunuz konuşmaların ana konusu haline gelir.
6- Söz konusu ürün bir sosyal medda aracıysa operatörlerin de yaptığı bir takım promosyonlar sayesinde her köşede telefonundan bu araca bağlanır. Şahsen gözlemlediğim bir olay vardır ki kafede oturan iki kız saatlerce hiç konuşmayıp telefonda facebookda takılmışlardır.
7- Bir süre sonra televizyonların da ilgisini çeker ve bunu reyting toplamak adına silah olarak her şekilde kullanır.
8- Bir kopma noktası olur marjinaller ya başka şeye yönelir ya da bunların gereksiz olduğunu düşünerek tamamen ilişkisini keser aynı tip teknolojik ürünlerden.
9- Çöküş: Çöküş çok hızlı olur. Hiçbir yerde konuşulmayan bir hâl alır. Her köşe başında gördüğünüz ürünün manyakları tipindekileri görmez olursunuz.
10- Bir süre sonra da muhabbete takviye olarak malum teknoloji ürünümüzün önemli bir rolü olur; "Yav eskiden xxx ne modaydı" şeklinde.

Teknolojinin eski ile yeni arasında büyük bir basamak olduğu su geçirmez bir gerçek.

Eğitimin de günden güne değiştiğini söylemeliyiz. Öğretmenler genellikle öğrencilerin sorumluluğunu alamayacak şekilde sorumsuz ve objektiflik, hayata güzel bakış yerine kendi düşüncelerini öğrencilerine adapte etmeye çalışacak kadar vasıfsız oluyor. Öğrenim yaşına gelene kadar zamanını ailesinin yanında geçiren küçük çocuklarımız da aileler tarafından pek güzel eğitilmiyor doğrusu. Gördüğüm çoğu küçük çocukta akıl almaz bir şımarıklık, hiperaktiflik, terbiyesizlik(böyle devam edersem çocuk döveceğim herhalde :) ), laf dinlemezlik var. Aileler çocuklarını başıboş bir şekilde bırakıyor. Başını dinlemek için çoğu aile "aman benden uzak dursun" şeklinde bir yaklaşımla küçük yaşta çocukları biliçsiz bir şekilde başlarından savıyorlar. "Al bilgisayar", "Al televizyon", "Al yemek" diye diye obez, kıçı koltuğa yapışık nesil her tarafı sarmış durumda. Çocuk büyüyünce de ailesinden bunun acısını bir şekilde çıkarıyor. Suç işleyen insanlarda biraz daha aileye bakılması lazım. Eğitime dönelim hemen. Çocuk lise çağına gelene kadar üç tane sınav atlatıyor. Liseyi kazanana kadar "liseyi kazan gerisi kolay" şeklinde yanlış bir şekilde gaza getiriliyor çocuklar. Bunun yerine hayatın bir mücadele, çalışmak, düzenlilik ve disiplin olduğu öğretilse çok daha başarılı olurdu eminim nesillerimiz. Yanlış bir şekilde gaza getirilen öğrencimiz liseye başlıyor. Çok çok iyi bir lise olmadığı müddetçe öğrenciler dönem sınavlarına yönelik, ezberci bir şekilde eğitiliyor. Kimse yaklaşan üniversite sınavları hakkında doğru düzgün bilgilendirme yapmıyor. Olimpiyatlara hazırlanan insanlar senelerce sadece birkaç yarış için inanılmaz bir disiplinli çalışmaya giriyor. Ülkemizde ise buna gerek yok. Sadece bir sene boyunca evladımızı at gibi koşturup, strese sokarak gayet başarılı bir insan yaratabiliriz. Yarattıkları ideal insan modeli ise saatlerce sadece derslerle uğraşan bunun dışında doğru düzgün aktiviteye zaman ayırmayan, kişisel zevklerinden vazgeçen bir şahıs. Böyle geçen bir senenin ardından da tamamen başıboş her şeyi kendinin takip etmesi gerektiği alakasız bir mekan geliyor. Haydaa o kadar baskı baskı baskı sonra da beni fırlat at bir yere, alacağın olsun sevgili sistem. Üniversitede ise sürekli baskı halinde geçen 12 yılın ardından bir boşluk oluyor. Sen 12 sene boyunca adamı bir başına bırakmamışsın, dememişsin ki "hayat şu bu", öğretmemişsin araştırma tutkusunu sonra da diyorsun ki "üniversitede kendini geliştiren kazanır". Bak şahane gerçekten güzel araştıran adamın bir yerlere gelmesi ama sen 12 sene boyunca aşağılamışsın aynı adamı kurduğun büyük baskıyla. Kolay mı şimdi bir anda öğrenmeyi öğrenmek? Ezberden kurtulmayı çözebilmek? Çoook çook eskilerden görüyoruz ne adamlar çıkmış ellerinde hiçbir halt olmadan adam hem resimle hem astronomiyle hem matematikle hem fenle uğraşmış hala günümüzde kullanılan başvurulan kurallar meydana getirmiş. O adamlar gelse şu an başvurulabilecek kaynakları görse demezler mi "ulan bunlar bende olacak birkaç seneye bitirirdim be olayı bitirirdim". Bunların hepsini kapitalizmin bizlere sunduğu "tüket at" mantığına bağlamak mümkün ama bu konu apayrı bir yazının uzunca bir konusu.

İnsan ilişkileri de değişti. Bariz bir ötekileştirme var. İnternette hatrı sayılan kişilerce paylaşılan insan tipleri bir anda herkese itici geliyor ve ayrı bir şekilde sınıflandırılıp, aşağılanıyor. Bu denli hızlı ve topluca etkilenme eskiden yoktu diyemem.  80 modeli insan bu çıkarıma varmamı engelliyor :) Ama söz konusu insanları sınıflandırmak olunca hatta iş cinsiyetleri dahi sınıflandırmaya gelince durum tehlikeli bir hâl alıyor. Günümüzde herkes daha stresli. En ufak şeyden rahatlıkla kavga çıkabiliyor. Bayramlar kandaşların bir araya gelip gülümsediği bayramlar değil artık. Zoraki bir yanıltmaca eylem haline geldi. Dini temelli eğitim kurumlarında o yaşam tarzına tamamen beynini devretmiş kişiler şimdi daha da ortada ve onlara sağlanan ayrıcalıklar toplumu daha da ötekileştiriyor.

Daha pek çok konuda eski ile yeniyi kıyaslamak mümkün ama yazıyı çok uzatmak yerine ana fikre odaklanmak en iyisi olacaktır sanırım. Gelişmelerin ülkemize bir anda gelip yaygınlaşması ve toplumun o gelişmelerden etkilenmesi eskinin sadeliğini bozduğundan "eski daha iyiydi" çıkarımı ortaya çıkıyor. Eskinin eskisi, eskiden daha mı iyiydi onu eskilere sormak lazım(mmm bayılırım tekerlememsi cümlelere). Ama şu anda bu değişim "soran" insanlar tarafından yadırganıyor ve yeninin getirdiği bazı iyi özellikler eskiyi unutturmaya yetmiyor. Bana kalır ben; o çooook çoook eskilerde elimizde tek tıkla dünyaya erişebileceğimiz kaynaklar olmadan merak ve coşku içerisinde "aman sistem bu çalışmalarımla ilgilenmez benim okuyup büyüyüp sınav kazanıp tekrar okuyup sabah kalk işe git sonra dön de götünü ört" şeklinde kaygısı olmayan gök bilimiyle, matematikle, fenle, sanatla ilgilenen güzel adam olmak isterdim. No more laziness..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder